Aslına bakarsanız bu bir yol. Bir sürü yolu içine de alabilir, ayrı da olabilir.
İnsanın kendini yonttuğu süre boyunca, tecrübeler, yaşantısındaki değişimler, gelişme ve düşünceler, açılan ve kapanan kapılar sürükler sizi bir yerlere.
Evliliğim farklı olsa, ve sırtıma küçük yaşta tonlarca yük binmese, daha az sorumluluk alsaydım, birilerine güven duygum, bu kadar zedelenmezdi belki.
Ve belki,bu kadar ayakta durma savaşı vermez, kendimi geliştiremezdim.
Kitap okuma alışkanlığı, bebekliğimde kazandırılmasaydı, belki şu an yaşadıklarımın, hiçbirini yaşamayacak, cahil ama mutlu olacaktım.
Aşık olmasam, durulmayacaktım, belki çok daha iyi bir kariyerim olacaktı, belki bir oğlum daha.
Tüm bu yollardan geçerken, üzüldüğünüzde, zorlandığınızda, ayakta durmaya çalışıp, geceleri kimse görmesin diye, gözyaşı döküp, sabahları içiniz kan ağlarken, gülerek işe geldiğinizde, tutunacak bir dala ihtiyacınız olduğunda, benim sarıldığım şey, hep kitaplardı.
Sevdiklerinizi üzmemek için, çok kısıtlı paylaştığınız şeyleri, omzunuzda taşıyacak en iyi dosttur bana göre kitap.
İşte o kitapları okurken, aklınıza gelen, gelmeyen, her düşünceyi, inancı, felsefeyi, arada saçma sapan sabun köpüğü olanlarda dahil, bir sürü bilgi aldım.
Biri bir yerden alıp, bir yere koydu, diğeri araştırmama neden oldu ?
Bir diğeri, günlerce düşünmeme, içimde gezip, zaman, zaman kaybolmama neden oldu.
Bütün bu zamanlarda, bir tek tasavvuf olmadı, asla da, tek olmayacak. Yoga yaptım, felsefe ile uğraştım ve uğraşıyorum. İnsanların, hayat hikayelerini okudum, tecrübelerini almaya çalıştım.
işimi geliştirmeye, tecrübelerimi ve kariyerimi sağlamlaştırmakla da uğraştım.
Hayat tek yönlü bir şey değil ki, tasavvuf olsun. Bir tek onunla yaşayabilmeniz için, çok başka bir yolda, iz de olmanız lazım.
Tasavuf, öylesine olumlu bir ilimki, en çok onu sevdim galiba ve en çok ona zaman ayırdım. Çünkü okuduğunuz kadar uygulamalısınız.
Damarlarınızda, ruhunuzda olmalı anladıklarınız. Okuyup, kenara attığınız bir şey olmamalı. Felsefesini hayatınıza oturtmalısınız.
Değişik bir çok fikri araştırıp, kendi bünyenize en uygun şekliyle alıp koymalısınız benliğinize.
Zorlama olmadan, size anlamsız gelen şeyleri, birileri öyle dedi diye, kabul etmeden.
Sevgiyle, araştırarak, özümseyerek ve hayatta deneyip, sonuçlarını görerek monte etmelisiniz benliğinizle, tamamen kendi özgür irade ve isteğiniz ile.
Bu fikirlerimi, polyannacılık olarak değerlendirecek, bir çok kişi olacaktır.
Kötü olmaktansa, iyiliği her zaman tercih ederim.
Bu acı çekmenize sebep olur, çünkü kötülük varlığını sürdürüyor. Ama kişiliğinizden, özden, hiç bir şey kaybetmezsiniz.
İnsan olmayı başarmaktır tasavvuf, bahane bulmadan, yalana dolana sarılmadan, dediğinin ardında yalan olmadan, sevgiyle ve inançla.
Kimseye değil, kendine karşı haklı olmaktır tasavvuf, kendi vicdanın ile senin arandadır önce.
Kendine bir bak, hayatını nasıl yaşıyorsun ? Birileri görsün diye mi giyiniyorsun ?
Birileri seni önemsesin, diye mi söz söylüyorsun ?
Bir şeyler yaparken bile, çevrene mi bakıyorsun ?
Peki sen ne yapıyorsun ?
Kimsin ?
Descartes, sokrates, platon, kant'tan bu yana gelen tüm mantık sinsilesinin içinde kaybolmadan, biraz felsefe, biraz mantık, biraz, tasavvuf yoğrulup gitmek lazım, kendinizi, asıl benliğinizi tanımak için.
İnançlarınızla neyi örtüştürdüğünüzü bulmanız lazım.
Artık her şey öylesine bir kavram kargaşasına döndü ki, kendiniz yolunuzu bulmazsanız, yolda kalırsınız.
Cahillerden akıl almak gibi bir hataya düşmek yerine, her tür fikri araştırıp, doğruyu, size yakın olanı ve vicdani olanı seçmelisiniz.
Din ile felsefeyi ya da tasavvufu karşılaştıran, karıştıran, üstelik suçlayan, ayırt etmekten dahi aciz insanlar varken, yapılacak en iyi şey okumak.
İlgi alanınızı bulmak öncelikle. Bir yerlere ait olmak için değil, kendinizi bulmak için uğraşmalısınız tasavvufla.
Sizin ruhunuzu, sizden daha iyi eğitebilecek bir varlık yok, bu dünyada.
Önce nelerden hoşlandığınızı bulun mesela, ne tür müzikler, ne tür düşünceler, siz kimsiniz ?
Sonra başlayın mesela...
Yunus Emre şiirleri ile,
Biraz ney, ya da klasik müzik dinleyin, canınız ne isterse. Sınır yok, sorun yok.
Neden tasavvuf, çünkü sadece sizi ilgilendiren bir içsellikten bahsediyor,çünkü bunu zorbalık yapmadan, güzelce yapıyor, çünkü devamlı kendini geliştirip güncelliyor, çünkü emirler vermiyor, sadece yolu gösteriyor, alternatifler sunuyor...
Sade,
Sevgi dolu,
Affedici,
Sıcacık bir yol...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder